Anka: Niyazi-i Mısri – Sadık Yalsızuçanlar

Cumartesi, 28 Şubat 2009

Yazan: Mehmet Akbulut
Yazı Kaynağı: Cemaat.com

“Ten gözüyle Mısrî’yi görsem deme kim
Zira biz ol suret içre anka olmuşuz”

Sadık Yalsızuçanlar’dan nefsin katmanlarına hâkim olmayı ders veren bir kitap daha. Niyazi-i Mısri üzerine bir doktora tezi hazırlayan bir çift gözün ve tek ruhun penceresinden baktıran güzel bir eser. Niyazi-i Mısri’nin zor hayat hikayesine okuru çekmeye çalışan yazar, bilinç akışı sayesinde adeta dışardan Mısri ile konuşuyor. Gündelik hayatın karmaşık düzeni içinde bunalan bir ruhun bir nevi kaçtığı mekan oluyor bu tez çalışması. Kusurlarıyla yaşamayı özümseyen birey, günahlarından arınmayı kendine hedef kabul etse de maalesef bunu başarabilecek sağlam iradeye sahip olamadı. Hızlı dünyanın kendini bırakmak istemediği robot kişilere döndürdüğü biz insan tekleri, nedendir ki bu kalabalık içre cemaat olmayı başaramadık. Bu başarısızlık içinde kendine dost edinmeyi uzakta görenler, aslına bakılırsa düşman olarak karşılarında kimin/kimlerin durduğunun da farkında olmadılar/olamadılar. Olabilecekler mi peki!

“Ben sanırdım âlem içre hiç bana yâr kalmadı
Ben beni terk eyledim gördüm ki ağyâr kalmadı”


Niyazi-i Mısri’nin bu terkindeki dost ve yâr bulvarına girebilecek babayiğitler var mıdır! Çok fazla da ümitsiz olmayalım, elbette var. Yalsızuçanlar, o dostlardan birinin terennümünü dile getirmiş. Rus esaretindeki Bediüzzaman’ı Volga nehri kenarındaki Tatar camiinde Niyazi Mısri’nin diliyle konuşturup kalabalıklar içindeki yalnızları dünya gamından şevk iklimine çağırma davetiyle bizi onunla hemhal ediyor.

“Dünya gamından geçip yokluğa kanat açıp
Şevk ile her dem uçup, çağırırım dost, dost!”

Hüzün, ayrılık, gurbet ve dahi aslına dönüş yolunda geçen zulmetli hayat günleri.

“Acılar ne büsbütün yeryüzünden kaldırılıyor, ne de insan büsbütün acıya boğuluyor; bıktırmamak için acıların yüzüne biraz tebessüm sürülüyor, o kadar… “ diyor Yalsızuçanlar. Ya da dedirtiliyor onun diliyle.

Evet, bu seyir sürecinde dikkatinizi çeken o kadar çok güzel ifadeler var ki bu kısımları ezberlemek geliyor içinizden.

“Sabah ne yapacağınızı düşünerek değil, Allah’ın size ne yapacağını düşünerek uyuyun.”İşte Anka’da böyle yüksekten uçan cümleler var.

Eserin bütününü özet formatında buraya dercetmek münasip olmasa gerek. Ne var ki Yalsızuçanlar’ın kitabı “Mısri’ye gelince… Onun kendisi gitti, haberleri kaldı. Bu hikâyenin sonunda vardığımız şey ise, sadece hiçbir şey oldu. ” mütevazı perdesiyle kapanıyor. Yazar, ismine “Sadık” kalıp kendine ve nefsine pay çıkarmamak adına bunları söyledi kabul ediyoruz tabii. Ve ben acizane fikrimi beyan edip yazıya noktayı koymak istiyorum artık.

Yazar, böyle bitirmiş; çünkü cevheri dövmeden müstahak olanlara vermek istememiş.

Benzer Yazılar

  1. Anka: Niyazi-i Mısri – Sadık Yalsızuçanlar
  2. Gezgin – Sadık Yalsızuçanlar
  3. Kürtlerin Ateşle İmtihanı – Sadık Yalsızuçanlar
  4. Kürtlerin Ateşle İmtihanı – Sadık Yalsızuçanlar
  5. Yazılamamış Destanlar – Mehmed Niyazi

cemaatOkunma: 122 http://href.tc/3wfx08 Aktiflink Categories: cemaat.comTags:


  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok