Bir Direniş Hareketi Olarak: HAMAS – Ersin Doyran

Yazan: Osman Kılınç
yazı kaynağı: Cemaat.com
Çoğumuz Filistin’de yaşananları televizyon ya da gazetelerden takip ediyoruz. Kafamızda tam karşılığını bulmayan kelime ve kavramlara (İntifada, Gazze, Batı Şeria, Oslo süreci vb.) bir de yanlı yorumlar eklenince Filistin konusunda tek bildiğimiz gerçek, masum insanların öldüğü, Arap ülkelerinin ses çıkarmadığı hatta tüm dünyanın sustuğu oluyor. Gerçekten de köşe yazıları ve yorumlar izlendiğinde Hamas’tan ziyade katliamlar üzerinde durulmakta, zihnimizin gerisinde yer alan Hamas’ın terörist bir örgüt olduğu düşüncesi bizi Hamas’ı es geçerek sadece Filistinlileri desteklemeye itmektedir. Ersin DOYRAN’ın Şubat 2008′de 1. Baskısını yaptığı bu 135 sayfalık çalışma Hamas’ı tüm yönleriyle ele almakta, ele alırken de bu hareketi ortaya çıkaran tarihi ve sosyolojik arkaplanı da güzel bir şekilde açıklamaktadır.
Hamas’ı sadece 2006-2008 döneminde Filistin’de yaşanan olaylar bağlamında ele almak mümkün değildir. Bu nedenle yazar, Filistin meselesini Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren ele alarak günümüze kadar gelmektedir. Dolayısıyla kitap yalnızca Hamas’ı anlatmamakta ayrıca Filistin tarihinde yaşanan gelişmeler hakkında da sıkıcı olmayan, ayrıntılı açıklamalar yapmaktadır. Hatta diyebiliriz ki kitabın neredeyse % 51′i İsrail, Filistin ve Arap-İsrail savaşları hakkında bilgiler vermektedir. Böyle olması kitabı ayrıca daha güzel kılmaktadır. Doğal olarak da Filistin tarihini bilmeden Hamas’ı anlamak mümkün görünmediğinden böyle bir yolun izlenmesi gerekli görülmüştür.
Kitabın 1. Bölümünde ilk olarak kolonizasyon ve bir yönetim rejimi olan Apartheid ile İsrail’in Filistindeki işgal rejimi arasındaki paralellikten bahsedilmektedir. Apartheid kitapta özetle şu şekilde açıklanmıştır: ” Apartheid rejimi, Güney Afrika’da beyaz azınlık tarafından yerli siyah Afrikalı halka karşı uygulanan ve ırk ayrımcılığına dayalı politikaların sistematik bir biçimde uygulanmasıdır. Bu sistemde yerli halk, beyazlarla ilişkisi olmayan alanlarda kendi içlerine kapalı bir biçimde yaşıyorlardı ve beyazların yararlandığı birçok haktan yararlanamıyorlardı. Yerli siyah halkın yaşadığı bu kapalı ve parça parça ayrılmış yerleşim yerlerine “bantustan” adı veriliyordu.”
Kitabın 2. Bölümünde ise Filistin Meselesinin Toplumsal Tarihi anlatılmaktadır. Filistin’in Osmanlı İmparatorluğu yönetimdeki konumundan başlayarak İngiliz Manda yönetimi, Avrupalı yahudilerin İsraile göçleri, 1948 yılındaki BM kararıyla İsrail devletinin kuruluşu ve kuruluş sonundaki 1. Arap-İsrail savaşı gerekli ve yeterli düzeyde anatılmakta, ayrıca da unutmamamız gereken bazı satırbaşları tekrar hatırlatılmaktadır. Örneğin, I. Arap-İsrail savaşı sonrasındaki ateşkeste nin Mısır’a verilirken Batı Şeria Ürdün’e bırakılmıştır.Ancak İsrail, 1967 yılındaki II. Arap-İsrail savaşında İsrail bu toprakları işgal etmiştir. Daha sonraki kısımlarda ise El-Fetih ve Filistin Kurtuluş Örgütünün kurularak Yaser Arafat’ın başlattığı mücadeleden bahsedilmektedir.
FKÖ’nün Lübnan’dan çıkarılarak Tunus’ a sürülmesi Filistin davası için dönem noktalarından biridir.Oslo süreciyle FKÖ’nün Filistin Yönetimine dönüşmesi ve bu süreçte imzalanan anlaşmalar FKÖ ile Yaser Arafat hakkında çok çiddi şüphelerle tartışmaları beraberinde getirmiştir. Kitaptaki şu bölümü olduğu gibi aktarmak istiyorum: İşgal altındaki topraklarda İsrail’in kolonizasyona ve ırk ayrımına dayalı yönetim rejimi, Oslo sürecinde sistemli hale getirildi. Bu apartheid rejimini anlamak için Oslo sürecinin temelleriyle ilgili iki noktaya işaret etmek gereklidir. Öncelikle, 1997 yılında artık iyice belirginleşen duruma göre Batı Şeria ve Gazze Şeridi üç parçaya bölünüyordu. A bölgesi denilen işgal bölgelerinin yüzde üçlük kısmı ve tüm Filistin’in sadece 0,0069′u olan bölge Filistinlilerin, yani yeni oluşturulan Filistin yönetiminin kontrolüne bırakılıyordu. Ana kentlerin etrafındaki köyleri içine alan ve işgal topraklarının yüzde yirmidördünü, yani tüm Filistin’in yüzde 0,06′sı olan B bölgesi Filistin idaresi altında kalıyor, Ancak İsrail ve Filistin yönetiminin ortak askeri denetimi altına bırakılıyordu. Öte yandan C bölgesi ise İsrail’in işgal ettiği toprakların yüzde yetmişüçüne tekabül ediyordu. Bu bölge tamamen İsrail egemenliği altında kalacaktı.”
Oslo süreci ile bu süreçte Filistinlilerin yaşananlara ve FKÖ’ye tepkisi Hamas’ı güçlü bir hareket olarak ortaya çıkaracaktır.
İşgal altındaki topraklardaki günlük yaşam ve mülteci kamplarından bahsedilerek II. Bölüm bitirilmektedir. Ancak, II. bölümde hatırlanılması gereken yerlerden biri de Filistinlilerin yaklaşık yüzde yetmişinin kendi topraklarında mülteci kamplarında hayatlarını sürdürdüğü, Gazze Şeridi’nde yaşayan Filistinlilerin % 75,7′sinin mülteci konumunda olduğu, daha birçoğunun da İsrail katliamından kaçarak başta Suriye, Lübnan ve Ürdün’de mülteci kamplarında yaşadığıdır.
3. Bölümde ise Hamas’a geniş yer veriliyor. Hareket’in Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in Filistin’deki bir kolundan nasıl Hamas’a kadar evrildiği, hareketin kendisini ortaya çıkaran sosyal, toplumsal ve siyasi gelişmeler anlatılıyor. Kitapta çoğumuzun kulaktan dolma bilgilerle ya da dezenfermasyonla bildiğimizi sandığımız bu hareket hakkında şaşırtıcı bilgiler veriliyor. Örneğin, Hamas denilince aklımıza sürekli kar maskeli ve elinde silahlar olan insanlar gelmesine karşın, Halid Meşal’in Kuveyt Üniversitesi Fizik bölümü mezunu olduğu, Başbakan İsmail Haniye’nin Arap edebiyatı bölümü mezunu olup Gazze Üniversitesinde Dekanlık yaptığı, hatta 2006 seçimlerinde kurulan Hamas hükümetindeki 12 bakanın doktora derecesine sahip olduğunu bu çalışmadan öğreniyoruz.
Öğrendiğimiz diğer önemli bir nokta ise, Hamas’ın bu kadar çok halk desteği almasının ve El Fetih’e tercih edilmesinin altında yatan asıl sebebin ne kadar şiddet yanlısı olarak gösterilse de halkına sunduğu eğitim, hastane, aşevleri gibi birçok sosyal hizmetin olduğudur. “Bazı akademik ve siyasal çevrelerde çizilen eli silahlı terörist örgüt tasvirinin aksine, Hamas’ın yetmiş milyon dolarlık bütçesinin yüzde doksanbeşi bu bahsedilen sosyal harcamalara ayrılmaktadır.”
Sonuç olarak, DOYRAN’ın bu çalışmasıyla Hamas hakkında bilmediğiz birçok şeyi öğrendiğimizi ve bildiğimizi sandığımız birçok şeyi yanlış bildiğimizin farkına vardım. Her ne kadar kamuoyuna eli kanlı terörist örgüt olarak lanse edilse de Filistin sorunu tarihsel açıdan değerlendirildiğinde Hamas’ın kendiliğinden ortaya çıkmadığı, onu ortayan çıkaran iç ve dış dinamiklerin olduğu anlaşılacaktır. Sonuçta Hamas Filistin halkının çoğunluğunun seçtiği (132 üyeli Filistin Meclisinin 72 koltuğuna sahiptir.) meşru bir yönetimdir. Onu yok saymak Filistin halkının tercihlerini yok saymak anlamına gelecektir. Diğer taraftan, Kitapta İzzettin Kassam Tugayları hakkında da bilgi verilmiş olsaydı okuyucunun aklı daha bir aydınlanırdı diye düşünüyorum.
18/01/2009
Benzer Yazılar
- Sudan İslami Hareketi – Hasan Turabi
- Direniş Öyküleri – Cihad er-Recbi
- Afganistan’da Direniş ve İslam – Olivier Roy
- Direniş Öyküleri – Cihad Er-recbi
- Direniş Öyküleri – Cihad Er-Recbi
Okunma: 157 http://href.tc/f8j15b Aktiflink Categories: cemaat.com67824
