Din Ve Modernizm – Ali Bulaç

Salı, 15 Haziran 2010

Din hayatın hayatı, hem nuru hem esası

Yazan: SÜLEYMAN SARGIN
Yazı Kaynağı: Kitap Zamanı

İslam, her türlü mülahazanın ötesinde bir dindir. Gündelik hayatımızda karşılaştığımız sosyal, kültürel, iktisadi ve politik meselelere güvenilir ve sahici çözümler aramak amacıyla dine göndermelerde bulunuruz. Bu sebeple, karşıtlarının dahi teyit ettiği gibi dinin entelektüel ve ruhi hayatımız üzerinde derin ve yaygın etkileri vardır. Rönesans ve aydınlanmanın ürünü olan modern dünyanın insan zihninde yaptığı en büyük tahribat, din konusuna ilişkin alanlarda gerçekleşmiştir. Ortaçağ Avrupası’nda Hıristiyan dünyasının yaşadığı talihsiz tecrübelerden sonra din ile Kilise’nin dogmaları özdeşleştirildi ve bu özdeşlik, İbn Rüştçülüğün boy göstermesiyle Avrupa dışı dünyanın bütün yöresel ve evrensel dinlerini tanımlayan ve sınırlayan bir nitelik kazanıp yaygınlaştı.

Haçlı savaşları sırasında din (Hıristiyanlık), Avrupalı kral ve dünyevi siyasete çok meraklı olan papaların birer siyaset aracıydı. İbn Rüşd’ü tanıyan zamanlarda din, gerçekliğin bilgisini arayan insan aklının önünde bir duvar gibi yükseldi. Descartes’la din, fizik dünyanın matematikle bilinebilir ve ölçülebilir bilgisinin ötesinde, bilinmez dünyanın metafizik alanına itildi. 19. yüzyılın pozitivistleri felsefe ve metafizik adı altında bilimlerden başlamak üzere gündelik hayattan siyasete, nihayetinde psikolojiden kültüre kadar bütün alanlarda dini arındırma hareketine giriştiler.

Karl Marks’a göre din; üretim araçlarının belirleyici olduğu bir dünyada sürekli duruma göre değişen bir üst-yapı kurumu, Sovyet Komünist Partisi’ne göre; veba ve sıtma gibi mücadele edilmesi gereken bir hastalık nedeniydi. İtalya, Almanya ve İspanya’da iktidar olan faşist yönetimler gözünde; ırkı yücelten manevi bir öğe idi. Liberal dünya ise dini inkar etmemekle beraber, hiçbir zaman önemsemedi, ekonomi ve siyasette bırakın dine belirleyici bir rol yüklemeyi, onun etkileyici olabileceğini dahi kabul etmedi. Ama gel gör ki yaklaşık bu dört yüz senelik fetret döneminden sonra din yine “geri döndü” ve bir kere daha insanoğlunun hayat alanlarında merkezi yerini almaya başladı. Bugün artık yaşlı gezegenimizde yaşayan bütün insan topluluklarında ve ister yeni ister kadim bütün irfan havzalarında dinî uyanış hareketleri dipten gelen dalgalarla beslenerek günden güne büyüyor, gelişip yaygınlaşıyor. Bütün bunlardan çıkan sonuç şu ki; dünyadaki farklı sistemlerin din karşısındaki tutumları ne olursa olsun, insanlar gibi sosyo-politik düzenler de din olgusundan uzak ve büsbütün kendilerini ondan yalıtarak var olamazlar. Evet, insan din olmaksızın sahici bir dünya tasarlayamaz ve din dışı bir hayat sürdüremez. Bu, modern çağın bize bir kere daha hatırlattığı en somut ve kesin gerçektir. Eğer insani varoluşun nihai amacı ilahi tabiatın, dünyevi tabiata baskın çıkması ise, bu durumda bizim varoluşumuz İlâhî Nefha’ya dönüşür.

Bediüzzaman’ın ifadeleri içinde “din hayatın hayatı, hem nuru hem esası; ihya-yı din ile olur bu milletin ihyası”. Şimdilerde İslâm dünyası adeta kızamık çıkarır gibi patolojik unsurlarını bir bir döküyor, radikalizmden gerçekliğin dünyasına, kendisinin aktif özne olduğu tarihe, kısaca hayata ve insana yöneliyor. Artık, dini yeniden keşfedip dünya ölçeğinde ve evrensel bir dille bütün alanlarda dünyanın zihnini ve kalbini yeniden kazanmanın tam zamanıdır.

Bilgi ve düşünce dünyamızın değerli simalarından Ali Bulaç, bu düşünceler etrafında örgülediği “Kutsala, Tarih’e ve Hayat’a Dönüş” isimli çalışmasını “hem bir yüzleşme, hem de bir öneri” olarak tanımlıyor. Kitap iki ana bölümden oluşuyor; birinci bölümde İslam’ı ve tarihini çeşitli okuma biçimleri ele alınmış. İkinci bölümde ise modernliğin kıskacında kalan dinin ve dinî hayatın din dışılığı nasıl aşabileceği üzerinde durulmuş. Yazar, İslam ve modernitenin birbirlerini görmezlikten gelmektense yüzleşmelerinin daha iyi olacağını söylüyor. O, İslam dünyasına moderniteye karşı bir “çatışma” ya da “uyum”dan ziyade yeni değilse bile farklı düşünce ve hayat biçimlerinin mümkün yollarını göstererek “aşma”yı öneriyor.

——————————————————————————–

Modernizmin ölümcül etkileri

Ali Bulaç’ın aynı yayınevinden çıkan diğer çalışması ise “Din ve Modernizm” adını taşıyor. Kitapta insanın, canlı hayatının ve tüm eko-sistemin derin bir krizden geçtiği vurgulanıyor. Bunun sebebi olarak ise yeryüzünde bir “Dünya Cenneti” kurma vaadiyle ortaya çıkan ve bütün bir gezegeni adeta cehenneme çeviren modernizm gösteriliyor. “Giriş” ve “Modernizmle İlişkin Genel Düşünceler” bölümünde modern dünyanın genel bir tasviri veriliyor. Buna bağlı olarak modernleşme politikaları, çevre kirliliği ve sürdürülebilir kalkınma modeli üzerinde duruluyor. Birinci bölüm, sosyoloji ve antropolojinin tasvirine ayrılmış. Bu bölümde; Bütün toplumlar modernleşmek zorunda mı! Bu, evrensel bir gerçeklik veya beşerin kaderi mi, yoksa yakın tarihin politik bir olgusu mu! sorularına cevap aranıyor. İkinci bölümde ise kendini teknik ve ekonomik bir zorunluluk gibi sunan modernizmin kullandığı araçlar anlatılıyor. Üçüncü bölüm, geleneksel şehirle modern kentin araştırılmasına ayrılırken, dördüncü bölümün konusu, genel kaos ve kargaşa, kurumlar, çoğulculuk ve postmodernizm. Beşinci bölüm, sahici bir kurtuluş umudu olan Din’in yeniden gündeme gelmesinin genel bir tasvirinden ibaret. Son bölüm ise Din ve Modernizm arasındaki genel çelişkinin bir analizini veriyor.

Din ve modernizm, farklı ve karşıt parametrelerin toplamı oldukları halde, evrende, zihinde ve insan hayatında Din ve Modernizm adıyla iki ayrı mutlak alan yok. Çünkü modernizm, temelde “dinî” olanın tersyüz edilmesi veya eski bilgelerin tabiriyle “Şeytanın Allah’ı taklit etmesi”dir. Tarihin bu kırılma anında insan bir tercihle karşı karşıyadır: Ya gezegenle birlikte yok olup hiçliğe gidecek veya sahici olana dönüp kurtuluşu seçecektir.

Benzer Yazılar

  1. Hindistan ve Pakistan’da Modernizm ve İslam – Aziz Ahmed
  2. Bilgi Neyi Bilmektir! – Ali Bulaç
  3. Din-Kent ve Cemaat Fethullah Gülen Örneği – Ali Bulaç
  4. Din, Kent ve Cemaat: Fethullah Gülen Örneği – Ali Bulaç
  5. Göçün Ve Kentin Siyaseti Mnp’den Sp’ye Milli Görüş Partileri – Ali Bulaç

kitapzamaniOkunma: 244 http://href.tc/nb8z3k Aktiflink Categories: zaman kitap ekiTags:


  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok