Düşüncenin Çağrısı – Immanuel Kant, Arthur Schopenhauer, Martin Heidegger

Yazan: Enes Özel
Yazı Kaynağı: DünyaBizim.com
Heidegger, 20. Yüzyılın en önemli, en etkili ve en zor düşünürlerinden biri. Türkçede ise Heidegger külliyatı konusunda ciddi eksikler vardı. Bunun belki ilk sebebi olarak Heidegger’in çevrilmesi çok zor bir düşünür olması söylenebilir. Hem düşüncesini Almancaya sıkı sıkıya bağlaması, neredeyse Almancanın içinden doğru düşünmesi –ki Heidegger düşüncesinde dil, Varlık ve kökensel düşünme arasında sıkı bir ilişki vardır- hem Varlık’ın kendisini geri çeken anlamlarına kelimelerin etimolojik kökenlerine inerek ulaşmaya çalışması, hem de kendi türettiği kelimelere ve ya günlük dildeki kelimelerin daha az kullanılan anlamlarına düşüncesinde verdiği hayati rol onun çevrilmesini neredeyse imkansız hale getiriyor.
Ama Heidegger külliyatındaki önemli eksiklikler ciddi çevirmenlerin özenli çalışmaları yardımıyla birer birer tamamlanıyor. Varlık ve Zaman’ı Türkçeye kazandıran ve TYB tarafından ödüllendirilen Kaan H. Öktem bunlardan biri, bir diğeri ise Ahmet Aydoğan. Ahmet Aydoğan 1968 doğumlu önemli bir mütercim. Felsefe alanında çevirdikleriyle devamlı önemli bir açığı kapatmaya çalışıyor. Biz onu İz Yayınları için çevirdikleriyle tanımıştık, şimdi ise çevirilerini Say Yayınları’ndan yayımlıyor. Özellikle 2008 yılında üç önemli kitap hazırladı: Kant, Schopenhauer ve Heidegger’in “düşünmek” üzerine yazdıklarından derlenmiş Düşüncenin Çağrısı, Heidegger’in metinlerinden oluşan Düşüncenin Çağırdığı ve önemli Heidegger yorumcularının Heidegger üzerine yazdığı incelemelerden ve diğer iki kitapta yer almış bazı Heidegger metinlerinden oluşan Heidegger. Bu üç kitabın en önemli özelliği Heidegger’in düşüncesinin anlaşılması yolunda önemli bir açığı kapatmaları. İlk iki kitap Heidegger’in geç döneminden çok önemli metinlere yer vermekte, öyle ki bu metinlerin eksikliğiyle Heidegger’i Türkçe okumaya çalışan birinin onun düşüncesine değebilmesi imkansız.
Düşüncesindeki dönüş(kerhe)’ün, yani Da sein’dan Varlık’a dönüşün izleri ancak bu metinler yardımıyla sürülebiliyor. Kökensel düşünme, düşünmek ve şükretmek, düşünmek ve hakikat (aletheia), düşünmek ve Varlık arasındaki ilişkiler bu metinlerde çözümlenen önemli konular. Burada tek bir eleştirim var: Düşüncenin Çağırdığı ismi ilk olarak Heidegger’in Hakikat (aletheia) görüşüyle uygun gibi dursa da aslında kitaptaki yazılara düşünceyi çağıran ismi daha yerli yerinde otururdu sanıyorum; çünkü bu metinlerde Da sein’ın Varlık’ta gizliden açığa doğru çıkmaya çağırdığı Hakikatten değil, düşüncenin çağırılmasından ve toplanıp, yoğunlaşmasından bahsedilmektedir. Bu iki kitaptaki önemli metinlerin yanına gene Ahmet Aydoğan tarafından hazırlanıp İz yayıncılık tarafından basılan Hümanizmin Özü kitabındaki hümanizm üzerine mektup’tan da bahsetmek gerekiyor. Heidegger’in kendisi ve Fransız varoluşçuları arasındaki farkları belirginleştirdiği bu kritik metni de çok büyük bir öneme sahip.
Say yayınları’nın fikir mimarları serisi arasında çıkan Heidegger kitabı da belli başlıklar altında kara orman filozofunun düşüncesini, geçirdiği dönüşüm içinde ele almakta. Önemli Heidegger yorumcuları tarafından yazılan bu metinler bu zor düşünüre gitmek için güvenli ve rahat bir patika işlevi görüyorlar. Yine de olmasa da olur diyebileceğimiz yazılar yok değil, birkaç metnin bana Heidegger konusunda hiç yardımcı olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Tabi toplamda çok ufak bir yer tutuyor bu yazılar.
Peki Ahmet Aydoğan, Heidegger’e neden bu kadar alaka duyuyor! Sebeplerini yazdığı önsözden öğrenebiliyoruz. Bu önemli mütercimin değeri de burada açığa çıkmakta, profesyonel bir uğraş olarak değil de, yaraya merhem olması niyetiyle, insanın çağda içine girdiği çıkmazın farkına varması arzusuyla, yani var olanlara büyük bir iştihayla saldırıp, yağmalayan insanın Varlık’a körlüğünü giderebilmek arzusuyla Heidegger’i çevirmekte Aydoğan. Dolayısıyla soylu bir uğraş içerisinde. Hazırladığı kitapta ciddi bir emek ve ince işçilik var, bazı kavramların karşılığını bulabilmek için beklenen 4 sene kitabın ne büyük özenle hazırlandığını gösteriyor bize. Temiz ve berrak Türkçesi ve tabi ki dipnotlar neredeyse çeviriden kaynaklanan mesafeyi ortadan kaldırıyor.
Şimdi de Schopenhauer Kitaplığı’yla ilgilenen Ahmet Aydoğan’a bir düşünüre yaklaşma konusunda gösterdiği dikkat nedeniyle teşekkür etmek boynumuzun borcu.
30 Nisan 2009
Benzer Yazılar
- Sağduyu Çağrısı – Heyet
- Postmodern Düşüncenin Eleştirel Sözlüğü – Stuart Sim
- Kral Arthur – Allan Massie
- Cehennemde Bir Mevsim, Aydınlanışlar – Arthur Rimbaud
- Hz. Peygamberin Hayatı – Martin Lings
Okunma: 230 http://href.tc/k7zh3i Aktiflink Categories: dünyabizim.com79759
Yazıya Link Vermek İçin Lütfen Kopyalayınız:



