İstanbul Mektupları – Fatih Kerimi

Yazan: HALİME BİRAY
Yazı Kaynağı: Yeni Şafak Kitap Eki
İstanbul Mektupları kitabının yazarı Fatih Kerimi, modern Tatar edebiyatının kurucularından biri olarak tanınıyor. Rusça, Arapça, Fransızca, Osmanlıca ve Farsça bilen Kerimi, aynı zamanda Tatar kültür tarihinin çok dil bilen ilk aydını. Kerimi, 1912 yılında Tataristan’da çalıştığı Vakit gazetesine İstanbul ve Balkan Savaşları’nın seyri hakkında yazılar yazmak amacıyla İstanbul’a gelir. Kerimi, İstanbul’da kaldığı dört ay içerisinde sadece olayların seyrini yazmakla yetinmez. İstanbul’daki sosyal hayatı, halkın meydana gelen felaketler karşısındaki tutumunu, savaşın sivil halk üzerinde yaptığı tahribatı, aydınlar ve devlet adamları arasındaki siyasi ve fikri münakaşaları kaleme alır. Tatar yazar, Mehmet Akif, Ziya Gökalp, Halide Edip, Yusuf Akçura, Fatma Aliye, Prens Sait Halim Paşa gibi dönemin önemli isimleriyle de görüşmeler gerçekleştirir. İstanbul’da Mülkiye eğitim alan Kerimi, uzun yıllar geçirdiği bu kentte entelektüel çevre ile yakın ilişkiler kurmakta zorlanmaz. Tatar yazar, ayrıca görüştüğü kişilerin birer fotoğraflarını ve kendisi için yazdıkları birkaç satırlık el yazısı örneklerini de alır ve kitabına ekler.
İTTİHATÇI VE İTİLAFÇI ÇATIŞMASI
Fatih Kerimi görüştüğü kişilere öncelikle şu soruları yöneltir: “İttihat ve Terakki Cemiyeti bir vakitler dahilde o kadar kuvvet ve nüfuza, hariçte o kadar hüsn-i teveccüh ve hayırhahlığa sahip olduğu halde bu mevkiini niçin koruyamadı! Türk askeri Balkan Savaşı’nda niçin bu kadar kolay yenildi! Türkiye’nin devlet adamları bunun böyle olacağını önceden niçin kestiremedi! Türkiye’nin elinde kalan toprakları koruyabilmesi umudu var mıdır! Bundan sonra nasıl bir siyaset takip edilmelidir!” Halkın ittihatçı ve itilafçı olarak ikiye ayrıldığı ve çoğu çatışmanın bu ayrılıklara dayandığına dikkat çeken Kerimi, özellikle ordunun içinde böyle bir bölünme olmasının yenilgilerdeki payının büyük olduğunu dile getirir. Kerimi’nin tespitlerinde İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne yakın olduğu anlaşılır. Siyasi gelişmeleri gün gün takip eden Tatar yazar, Türk gazetelerinin halkı yanılttığını ve yalan haberler yazdığını ifade eder: “Bir tek şeyi olsun düzgün yazmıyorlar. İttihatçı gazeteler bir dereceye kadar doğru şeyler yazıyorlardı. Ama şimdikilerin hepsi de sadece halkı uyutacak, onların düşüncelerini yanlış yönlendirecek ve aldatacak tarzda yazıyorlar. Bu kadarı cinayettir.”
KAHVEHANELER DOLUP TAŞIYOR
Kerimi, İstanbul’daki erkek nüfusunun çoğunun vaktini kahvehanelerde geçirmesini, ticaretin yalnızca gayrimüslimlerin elinde olmasını, Türkler’in uzun yıllar vatan için savaşmakla uğraşmalarına bağlar: “Türkiye’de hürriyet, müsavat, adalet isteyen sadece bir halk var. O da memleketin asıl sahibi Türkler’dir. Bu biçareler memleketi ele geçirdikleri günden beri bir gün rahat yüzü görmediler. Vatanı korumak için tüfeklerini omuzlarına asıp hudut boylarında ömür tükettiler.”
Bir yandan Türk ve Müslüman bir yazar, öte yandan meselelere Osmanlı coğrafyası dışından bakan birisi olan Fatih Kerimi’nin gözlemleri bir devrin anlaşılması açısından büyük önem taşıyor. Çağrı Yayınları arasından çıkan ‘İstanbul Mektupları’ aynı zamanda 1912 yılında Osmanlı coğrafyası dışında kalan Türkler ile Osmanlı Türkleri arasındaki ilişkiler hakkında birinci elden kaynak niteliğinde.
13.05.2009
Benzer Yazılar
- Cuma Mektupları 10 – İsmet Özel
- Mehmet Akif’in Mektupları – Yusuf Turan Günaydın
- Fatih Sultan Mehmet – Ömer Naci Yılmaz
- Vatan Dersleri: Hal ve Zaman Mektupları – İbrahim Yıldırım
- Cumhuriyet İdeolojisinin Nakşibendilik Tasavvuru, Şerif Mardin Örneği – Fatih M. Şeker
Okunma: 118 http://href.tc/a1iovv Categories: yeni şafak kitap29194
