Konsolosun Köpeği – Şeref Yılmaz

Yazan: Yılmaz Yılmaz
Yazı Kaynağı: Temrin Dergisi
Öyküde yeniden inşa edilen bir yaşam vardır, aynı zamanda bu yaşam paralelinde geliştirilen, oluşturulan diğer yaşamlar. Daha önce şiir, deneme ve gezi yazısı türünde başarılı eserler veren Şeref Yılmaz bu defa bir öykü kitabıyla çıkıyor okuyucularının karşısına. Aslında kitabı oluşturan her bir öykü imbikten geçirilmiş, özenle üzerinde durulmuş. Yazarın bir “dilci” olması öykülerin sağlam bir cümle kurgusuna ve berrak bir Türkçeye sırtını dayamış olmasının en büyük etkeni, diye düşünüyorum. Bir ilk kitap için oldukça sağlam öykülerin yer aldığı Konsolos’un Köpeği [Sütun Yayınları, 2008], aynı zamanda günübirlik kimi temaları, sokak manzaralarını, gurbet anılarını öyküye taşımış olması bakımından da üzerinde durulması gerekilen bir kitap. Bu, kitabı; hem günceli öyküye taşıma/öyküye yedirme hem güncelde kalıcı olanı yakalama adına önemli kılıyor.
Bülbül, Gurbet, Delilik Bulaşıcıdır gibi bir kısmı daha önce edebiyat dergilerinde yayınlanan öyküler üzerine şu değerlendirmelerde bulunmak mümkün:
1. Konsolosun Köpeği; Filateli Servisi, Bülbül, Delilik Bulaşıcıdır, Konsolosun Köpeği, Gurbet, Sürgün, Kirli Araba, Ekmek Parası, Sultanın Hizmetkârı, Bir Hasret Ülkesi olmak üzere toplam on öyküden oluşuyor.
2. Kitabın ilk öyküsü olan Filateli Servisi, iki pul koleksiyoncusunun pul biriktirme serüvenini, çeşit çeşit pulları olanın bu pulları biriktirirken karşılaştığı gizemli olayları; Bülbül, yurt dışındaki iki arkadaşın bir bülbül üzerinden hasretlik duygularını, özlemlerini; Delilik Bulaşıcıdır, yazarın “Kendini akıllı zanneden nice kimseler var ki dinlemesini bile bilmiyor. Öyle akıllı olacağına böyle deli olsun daha iyi. Üstelik sorduğu soru kolay olur, rahat rahat cevap verirsin” düşüncesinden hareketle halk arasından deli/divane olarak adlandırılan kimselerin kimi ilginç ve kıymete değer özelliklerinin olduğunu; Konsolosun Köpeği, yıllarca yurt dışında konsolosluk yaptıktan sonra ülkesine dönen, çevresi tarafından sevilen/sayılan Konsolos Fehmi Beyin çarpık kentleşmeden gıda işletmeciliğine uzanan emeklilik hayatı, Karacan adını verdiğinin kaybolmasını; Gurbet, Özbekistan’da Türkçe öğreten bir öğretmenin tanıştığı bir Rizeli adamın Özbekistan’a gelişi ve oraya yerleşmesi; Sürgün, aynı öğretmenin Rus yönetimin altındaki Kırımlılara yaşayışlarından dolayı yapılan baskıları; Kirli Araba, arabasını yıkatmak/temizletmek için oto yıkamaya giden bir redaktörün düştüğü komik durumu; Bir Hasret Ülkesi, Hindistan’a özel okul açmak için giden bir eğitimcinin karşılaştığı zorlukları, zorlukların yanında yardımları anlatıyor.
3. Öykülerin tamamı klasik öykü tekniği ile oluşturulmuş. Konsolosun Köpeği, cümle kurgusu, gündelik dilin kullanımı, üsluplandırma açısından oldukça başarılı… Bazı öykülerde yazar, anlam akışını bozmayı göze alarak kimi ansiklopedik bilgiler veriyor ki biçimsel olarak öyküyü tamamlasa da anlatımda yer yer kuruluğa neden olmuş. Örneğin; Gurbet’te Özbek edebiyatının usta isimlerinden Abdullah Kadiri ve onun ‘Ötgen Künler’ romanı hakkında, Bir Hasret Ülkesi’nde Hindistan’daki kimi iç çatışmalar ve gruplaşmalar hakkında bilgiler yer almaktadır.
4. Şeref Yılmaz uzun yıllar yurt dışında lise ve üniversitelerde Türk Dili hocalığı yapan bir yazar olduğu için öykülerinde mekân olarak genelde buraları kullandığını görüyoruz. Öykü kahramanları vatandan uzak yaşayan insanlar, başka bir ülkeye yerleşmiş ‘gurbetçi’ler, ya da bizzat oranın insanın oluşturuyor.
5. Kitabın son öyküsü olan Bir Hasretlik Ülkesi öykü tekniği açısından belki de kitabın en zayıf öyküdür. Daha çok bir anı/gezi yazısı izlenimi uyandıran bu öykü bir ideal uğruna dünyanın bir ucuna savrulan insanları anlatması açısından öne çıkıyor.
6. Kitaba ismini de veren Konsolosun Köpeği sıcak bir öykü… Gerek yazın dünyamızda gerek yaşanılan hayatta karşımıza çıkan konsolos, büyükelçi tipine uymayan bir güngörmüş, umur bilmiş kişidir öykü kahramanı Fehim Bey. Fehim Beyde, bir eski zaman İstanbul beyefendisi tipi çıkar okuyucunun karşısına. Avrupa görmüş olmak onu kendi insanından uzaklaştırmamıştır; her an insanlarla iç içedir, insanlar tarafından sevilen sayılan birisidir. Bu yönüyle çok farklıdır Fehim Bey, insanlara yardım etmeyi sever, bilgi ve tecrübesini bu yardımlar için kullanır. Konsolosun Köpeği öyküsünün bir başka önemli yönü de konsolos Fehim Bey üzerinden kesimcilik ve gıda hijyeni üzerine önemli şeyler söylüyor olmasıdır.
7. Delilik Bulaşıcıdır, günlük yaşamda, mesela bir köşe başında karşımıza çıkacak türden bir tipi, Deli Sabri’yi, anlatıyor. Sabri’nin insanın aklına çengeller takan sözleri, duruşu bizdeki “deli mi dahi mi” ikilemine güzel bir örneklik oluşturuyor. Aslında derinleşecek, derinleştirilebilecek bir izleği var öykünün, ancak Şeref Yılmaz bunun yerine dille oynayarak nefis bir ‘şaşkınlık’ ve ‘bağlantı’ kurmuş. Öykü kişisi bağlamında derinleşmek belki bir Erzurumlu Tahsin portresi daha koyacaktı ortaya, fakat yine de yazarın bu yolu tercih etmeyip işin ‘muzipliği’ ile ilgilenmesi bile okunası, akıcı, tetikleyici bir öykü koymuş ortaya.
8. Edebiyatımızda son yıllarda önemli bir gelişme olarak kitap kapaklarının rengârenk ve albenisi yüksek düzeyde olduğunu görüyoruz. Konsolosun Köpeği, sade bir kapak üzerine giydirilmiş taş döşeli nahif bir sokak fotoğrafı ile görsel açıdan da kusursuzluğunu sergilemektedir.
9. Halen Sütun Yayınlarında editör olarak görev yapan Şeref Yılmaz, ilerleyen yıllarda öykücülüğümüz adına verimli çalışmalarla yoluna devam edecektir kuşkusuz.
Benzer Yazılar
- Konsolosun Köpeği – Şeref Yılmaz
- Konsolosun Köpeği – Şeref Yılmaz
- Osmanlılarda Sağlık – Edt: Necdet Yılmaz, Coşkun Yılmaz
- Kar Mumu – Şeref Akbaba
- Mecnûn Dalı – Şeref Bilsel
Okunma: 121 http://href.tc/qqnpxx Aktiflink Categories: * Öz-Kaynak56048
