Köpekçe Düşünceler – Rasim Özdenören

Pazar, 23 Kasım 2008

Yazı Kaynağı: Kurtuba Dergisi 2. Sayı

“Başlıktaki tamlamaya bakınca belki birilerinin düşüncesine hakaret etme niyetiyle bu yazıya böyle başladığım düşünülebilir. Hayır. Köpekçe düşünceler’ derken, bir hayvan olarak köpeğe mahsus düşüncelerin portresini çıkarma niyetiyle bu işe girişmiş değilim. Çünkü böyle bir çabanın bizi hangi zorluklarla karşı karşıya bırakacağının farkındayım. Hayvan ve düşünce kelimelerinin yan yana durması bile bu zorlukların neler olduğunu ifşa etmeye yeterli sayılabilir. Kelimelerden birinden bir hareket kokusu alınabilir; ötekinden de yan yana getirilmemesi gereken iki kavramın (köpek ve düşünce) bir arada kullanılmış olmasından doğan bir zorluk ortaya çıkabilir. Fakat hemen söyleyelim: Köpek derken, doğrudan, bir hayvan olarak köpek türünü kastediyorum. Köpekçe düşünceler derken de, bir köpeğin, kendisi olarak, dünyada ihraz ettiği yer açısından dünyaya nasıl baktığını tahayyül etmeye çalışıyorum.”1

Edebiyat ve sanat üzerine kaleme aldığı denemelerini Köpekçe düşünceler isimli kitabında bir araya getiren Rasim Özdenören böyle bir girizgah ile başlıyor eserine. Vücuda getirdiği her ürünü, okurlarının bilinç düzeyine çekilen setleri bir bir deviren yazar bu eserinde, bir taraftan insanların düşünce düzlemlerinde yer alan sanat ve edebiyat açmazlarının izini sürerken; bir taraftan da okurlarına projektör vazifesi gören çözüm önerileri sunuyor. Yazar –her eserinde olduğu gibi- bu eserinde de kralın çıplaklığını ifşa etmekten geri durmuyor.

“Görüyoruz ki, bir şeyi adlandırmak bizim günlük hayatımızı ilgilendirmekte ve onu etkilemektedir. Adlandırma işlemi, her şeye rağmen keyfî olarak yapılmıyor. Bir şeye, bir nesneye, bir olguya veya bir duruma bir ad verilirken, içinde yaşanılan kültürel ortamın isterleri ve değer yargıları işin içine karışıyor. Böylece, bir kültürün adlandırdığı kavramlarla düşünmeye başlamak, o kültürü benimsemeye hazır hale gelmekle eş anlam kazanıyor.”2

Rasim Özdenören eserinde, medeniyet sorunsalının bizi eşiğine getirdiği kavram karmaşasına değinirken, devşirme tanımlar ve kavramlarla özdeşleştirilemeyecek bir medeniyetin, düşünce dünyasına yama edilmeye çalışılan yabancı değer yargılarının, şiddetinin tespit edilmesi zor depremlere sebep olacağının ipuçlarını veriyor. Yazar, daha önceden bir medeniyetin değerler lügatinde bulunmayan bir kavramın, yine bu medeniyet tarafından özümsenmeye çalışılmasının genetik bir uyuşmazlık sorunu peyda ettiğini ve ahtapotun kolları gibi toplumun her katmanını meşgul eden bir hal aldığının üzerinde duruyor.

Modern zamanlarda (özellikle 20.yy. kesitinde), sinema, radyo, televizyon, ses kayıt aygıtları.. edebiyata rakip olmayı başardılar. Bu fikrimizi, şöyle söylersek belki daha iyi ifade edeceğiz. Adını sadığım araçlarla meydana getirilen sanatlar edebiyatın yerine geçmeye başladı, belki bir ölçüde (büyük ölçüde) insanları edebiyatla ilişki kurmaktan vazgeçirdi. Çünkü bu sanatlar insanlara kolay yoldan ve hemen her ortamda ulaşma imkanına sahip bulunuyordu. Bir sinema filmi, insanları yüzlerce sayfalık bir romanı okuma külfetinden kurtarıyordu. Ama acaba bir romanın filmi ile o romanın kendisi aynı şeyler demek oluyor muydu!

“Edebiyat, bir söz ve kelime sanatı olarak, işte bize bu sordurtan durakta, deyimi yerinde bulursanız bir nefs müdafaası pozisyonuna girdi. Edebiyat, bu noktada, ve son tahlilde bir kelime sanatı olarak başka bir sanatın diline dönüştürülemez olması gerektiğinin bilincine vardı.”3

Yazar, tüketim toplumu olmanın bir sonucu olan kolay tüketilebilen sanatlara (sinema, radyo, televizyon) karşı edebiyatın duruşunu resmederken, eserinde edebiyatın özgün ve sarsılmaz karakterine vurgu yapıyor. Bu bağlamda edebiyatın diğer sanatların diline dönüştürülemez bir yapıya sahip olduğunu belirtiyor.

1. Köpekçe düşünceler, sy. 1
2. Köpekçe düşünceler, sy. 17-18
3. Köpekçe düşünceler, sy. 103

Benzer Yazılar

  1. Düşünsel Duruş – Rasim Özdenören
  2. Gül Yetiştiren Adam – Rasim Özdenören
  3. Gül Yetiştiren Adam – Rasim Özdenören
  4. İmkânsız Öyküler – Rasim Özdenören
  5. Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti – Rasim Özdenören

sabri unalOkunma: 220 Categories: kitap tanıtımTags:


  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok