Portakal, Turta Bir De Kirpi – İsmail Kılıçarslan | Kitap ve Eleştiri Kaynağınız

Portakal, Turta Bir De Kirpi – İsmail Kılıçarslan

Pazartesi, 15 Haz 2009
Satış noktaları: Kitapyurdu.com, Kidap.com.tr ve NetKitap.com

Yazan: Merve Ayata
Yazı Kaynağı: Kitaphaber.net

Issız bir nisana rastladığını düşündüğüm ‘Portakal turta bir de kirpi’ kitabı 3 bölüm, 34 şiir ve 61 sayfadan oluşuyor. Şair yalnızlığın ve başkaldırının karabasan yüzlü gecesinden çıkarmış gibi hissediyorsunuz şiirlerini

‘Ben bir inadım, kocaman bir kalbim var benim’

diyerek başlıyor ilk bölüm. Yani şair inatla bir şeyler anlatacak, başkaldıracak buna emin olarak başlıyorsunuz sayfalarda gezinmeye.

Kitaba ismini veren şiirle başlayacak olursak insan şöyle bir duraklıyor. ‘Portakal, turta bir de kirpide’ şair bizi alıp eskiye doğru gezintiye çıkarıyor. E hadi siz bulun portakal turta bir de kirpinin bağıntısını diyerek bırakıyor okuyucuyu.

İsmail Kılıçarslan belki vefa borcu belki de şair hassasiyetinin getirdiği bir aşkla üstad Sezai Karakoç’a ithaf ederek ‘Belki’ isimli şiirine yer veriyor kitapta. Şiir mutlak gerçeklere işaret ediyor;

‘çünkü yaşlanıyoruz bir kez daha okunarak
bir kez daha kayarak sırtından dünyanın’

Ve devamında şair ‘duyarlı olmanın’ duyarlı karşılanmadığını anlatıyor bize;

‘oysa reklam şiire düşman güzelim, annen şiire düşman
gerçek şeyler istiyor benden, dokunabileceğin şeyler
oysa ben uyuyamıyorum hijyenik odalarda’

Kitabın genel temasını bir şekilde babasına bağlamayı başarıyor şair. Ve baba kelimesi şiirlere çokça konuk oluyor.

‘öyledir çocukluk bir acılı ülkedir, konaklanır orada
çünkü lunapark ve atlı karıncalar bize göre değil
ben babamın kalbine saplanarak geçiyorum çocukluğumu’

‘Burgu’ şiirinde başka bir şairin dediği gibi ‘yalnızlığın hınzır uğultusunu’ duyuyor ve son dizesinde ‘ölüm ya, en gerçeği bu’ sözüyle susuyorsunuz.

‘Eskiyen’ şiirinde şair uzaklaşan geçmişi ve çocukluğundan bir şeyler fısıldıyor bize;

‘içimdeki geminin pusulasını yitirdiğimden
yok haberi kimsenin
babamın kalbine saplanıp
parka gittiğimden de’

‘Güneşi Kurutan Balıkçı’ isimli şiiri okurken soğuk bir rüzgar çarpıyor yüzünüze;

‘kör balıklar yaramızı öpüyor aylak seferlerden dönüyoruz
vurgun dedi mi babamız
(nedense muhteşem bir kargayla düşlerim ben onu)
ölümü sırayla omuzlarız’

Kitabın ikinci bölümü  ‘Başka Bastlar’

İkinci bölüm ‘Başka’ isimli bambaşka bir şiirle başlıyor. İsmail Kılıçarslan bu şiirde kalabalık yalnızlığını çok güzel dile getiriyor.

‘biliyorum, şarkı bitti: kuş öldü
kahır dolu bir balkonda indin sen atından
kendim için bense tanımadığım bir odada
yüzümdeki yalnızlığı içtim’

‘Onulmaz’ şiirine yetiştiğinizde tozlu bir raftan alınan acı dolu bir öykü kitabı okuyor hissine kapılıyorsunuz;

‘kahır ekseriyeti böyledir öykülerimin’

‘Susuz’ şiiri bana göre şairin kalabalık bir yalnızlığı anlattığı en güzel şiir;

‘evet yalnızım. Sıkıca tutuyordum bir narı ellerimde
dünyanın bize yaptıkları aldı onu da’

Kitabın üçüncü bölümü ‘İzler, işaretler’ birbiriyle bağlantılı Yusuf, Meryem, İsa hikayelerine değinen şiirlerden oluşuyor.

Son bölümün bitiş dizesiyle bitireyim ki sizde merakta kalın ve hemen bir ‘Portakal turta bir de kirpi’ alın.

‘kara kitapların kazananı yoktur, olamaz’

merve ayatahttp://href.tc/3bvhmd Aktiflink Categories: * Öz-Kaynak, kitaphaber.net, şiirTags:

FacebookTwitterRSS FeedfriendfeedDeliciousDiggTechnoratiStumbleUpon
Yazıya Link Vermek İçin Lütfen Tıklayınız:

  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok