Psikoloji ve Din – Ali Ayten

Çarşamba, 17 Şubat 2010

Yazan: BAHTİYAR KÜÇÜK
Yazı Kaynağı: Kitap Zamanı

Psikoloji ve din arasındaki ilişki bugüne dek pek çok çalışmaya konu olmuştu. Ali Ayten’in hazırladığı “Psikoloji ve Din” kitabı da bu diziye eklenebilecek bir eser.

Kitap, psikoloji dünyasının dine bakış açısını şekillendiren psikologların penceresinden din-psikoloji ilişkisini gösteriyor. Hayatın anlamını ruhun derinliklerinde arayan insan psikolojisi ile ‘din’in yollarının bir noktada kesiştiğini ortaya çıkaran psikologların görüşleri, ayrıntılardan uzak, doyurucu ve derin bir yolculuğa çıkarıyor okuyucuyu. Beş bölümden oluşan çalışmada, her biri kendi alanlarında çığır açmış psikologların düşüncesine yön veren metodolojiler, insan, din ve Allah hakkındaki görüşleri sergileniyor. Psikologların kimisi olumlu, kimisi olumsuz bakmış dine. Freud, dini bir yanılsama olarak görürken; Jung, dine “insanın kaçamayacağı bir kader” diyor. Fromm, tüm insanların sıkıntıdan kurtulmak için dine ihtiyaç duyacağını söylerken; iradeye önem veren Frankl ile Maslow gibi hümanist psikologlar dinin insan tabiatına uygunluğuna vurgu yapıyor.

Freud niçin dine karşı!

Lise yıllarında okuduğumuz psikoloji kitaplarında sadece “cinsellikle” ilgili sapkın düşünceleriyle aklımızda kalan Freud’un din ve Tanrı üzerine ne gibi görüşleri olduğunu merak ediyorsunuzdur. Kendisini “tanrısız Yahudi” olarak tanımlayan Freud, her türlü dinî otoriteye karşı çıkıyor. Ancak bir gerçekliğe sahip olmasa da dinin insan hayatında etkin bir rolü olduğuna da inanıyor. Freud’a göre bir “yanılsama” olan din insanların katlanılmaz sıkıntılarına tahammüllerini kolaylaştırmaktadır. Çünkü din gibi bir güce tutunmak, hayatın tehlikelerine karşı insanın korkularını dindirmektir.

İsviçreli psikolog Jung’un ise adeta Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Yaş otuz beş, yolun yarısı eder” dizesine gönderme yaparcasına kitapta şu gözlemleri aktarılıyor: “Otuz beş yaşını geçen hastalarımın hepsi, problemlerinin çözümünde son çareyi, hayatlarına dinî bir bakış açısı kazandırmakta bulmuşlardır.” Jung, Freud’un aksine dini sağlıklı olmanın bir göstergesi ve Tanrı’nın varlığına inanmayı da insanı nevrozdan kurtaran bir unsur olarak görüyor. Dini, insan aklının en eski ve en yaygın uğraşlarından biri olarak gören Jung, dinin tamamen insana özgü bir durum olduğunu savunanlardan.

Dini, hayattaki çelişkilerden ve huzursuzluklardan kurtulma çabası olarak gören Alman psikolog Fromm, “Din, toplumdan soyutlanan, sıkıntı ve kaos içerisindeki insanların sıkıntılarını yenmesine yardımcı olur.” diyor. Ona göre, insanlar sadece biyolojik ihtiyaçlarını tatmin etmekle mutlu olamaz, kendi varoluşlarıyla ilgili temel sorulara da cevap bulmak zorundadırlar. Bütün insanlar evrensel bir uyum ve bağlılık sistemine ihtiyaç duymaları bakımından dindardırlar. Davranışçılık ve psikanalize alternatif olarak hümanist psikolojiyi kuran ve geliştiren Rus psikolog Maslow ise biyolojik kaderlerinin insanları varlık değerlerini bulmaya zorladığını ortaya koyuyor. Maslow, dini, insan tabiatının doğal bir ürünü olarak görüyor. Kendini gerçekleştiren insanlar, Tanrı’ya inansın ya da inanmasın dindardır, ona göre. Çünkü, kendini gerçekleştiren insanların sahip oldukları nitelikler, dünyadaki temel dinlerin de üzerinde durduğu, içgüdüsel arzuları kontrol etme, başkalarını sevme, varoluşun hikmetini arama gibi ideal amaçlardır. Maslow’a göre dinsiz bir bilim ve bilimsiz bir din her zaman bir yönüyle noksandır. Avusturyalı psikolog Frankl da insan için en kötü trajedinin, Tanrı’ya inanmayı bıraktığı an başladığı görüşünde. Psikologların din üzerine düşüncelerini karşılaştırıp değerlendirmek ise okuyucuya kalıyor.

Psikoloji ve Din – Ali Ayten – İz Yayıncılık

Nisan 2006, Zaman kitap Eki, 3. Sayı

Benzer Yazılar

  1. Hadis ve Psikoloji – Osman Necati
  2. Bir Başörtüsü Hikayesi – Ayten Yadigar
  3. Cins Cins Mekan – Der: Ayten Alkan

kitapzamaniOkunma: 152 http://href.tc/pa97zh Aktiflink Categories: zaman kitap ekiTags:


  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok