Şeyhülislam Şairler – Ali Fuat Bilkan, Yusuf Çetindağ

Salı, 15 Haziran 2010

Şeyhülislâm şairleri tanıyalım

Yazan: GÖKHAN TUNÇ
Yazı Kaynağı: Kitap Zamanı

Ali Fuat Bilkan ve Yusuf Çetindağ’ın Şeyhülislâm Şairler adlı kitabı, Divan edebiyatının en renkli kesitlerinden biri hakkında yapılmış dikkate değer bir çalışma.

Kitap, geniş bir inceleme yazısı, şairler hakkında biyografik bilgi ve bu şairlerin şiirlerinden çeşitli örnekleri kapsıyor. Eser, tematik olarak, Osmanlı toplumuna ait belli bir grup şairi konu edinmesi bakımından daha önce Mustafa İsen ve Ali Fuat Bilkan’ın kaleme aldığı Sultan Şairler kitabının bir devamı niteliğinde.

Şeyhülislâm şairlerden sadece birkaçının divanının yeni yazıya aktarılması dışında bu konuda bir inceleme yapılmamış olmasını göz önünde bulundurursak, Şeyhülislâm Şairler kitabının Osmanlı edebiyatı üzerine yapılan araştırmalarda önemli bir boşluğu giderdiğini söyleyebiliriz. Öte yandan söz konusu kitabın giriş bölümünde şeyhülislâm şairlerle ilgili ulaşılan dikkat çekici sonuçlara yer veriliyor. Bu sonuçlardan ilki, Osmanlı İmparatorluğu’nda şeyhülislâmlık makamına ulaşmış 131 kişiden 44′ünün şiirle uğraşması ve bunlardan 15′inin divanının bulunması gerçeği ki bu bilgi hakikaten ilginç. Bu istatiksel bilgiyle, şeyhülislâmların şiire olan belirli bir eğilimlerinden söz edilebilir. İfade edilen eğilimi anlamlandırma noktasında öncelikle şiirin Osmanlı toplumundaki biricik konumunu dikkate alabiliriz. Walter G. Andrews, Ottoman Lyric Poetry’ye yazdığı Önsöz’de, Osmanlı’da padişahtan köylüye, din bilgininden sarhoşa ve gezici dervişe kadar hemen herkesin şair olmak istediğini söylemesi, şeyhülislâmların şiirle uğraşmasının bir tesadüf olmadığını düşündürür. Şeyhülislâm şairlerin şiire olan ilgilerinin bir başka nedeni de Bilkan ve Çetindağ’ın dediği gibi, onların medrese eğitimi alarak dil ve edebiyatta önemli bir eğitimden geçmeleri ve ancak bu şekilde şeyhülislâmlık makamına gelebilmeleri.

Mazmun ile gerçek arasında

Bununla birlikte söz konusu kitapta, şeyhülislâm şairlerin şiirlerinin dil ve üslubu hakkında da önemli gözlemlere yer veriliyor. Daha önce belirtildiği gibi, padişah, şeyhülislâm, gezici derviş ve köylünün de içinde bulunduğu farklı toplumsal kesimlerden insanların şiir yazmasına karşılık, bu şairler aşırı kodlanmış bir mazmunlar sisteminin içerisinden ortak bir duyarlılığı dile getirirler. Osmanlı toplumunda bütün değerlerin merkezi, ihsanın ve cezanın kaynağı olan sultan bile, şiirlerinde gelenek tarafından belirlenmiş kodların içerisinden sevgiliye duyduğu karşılıksız aşkı, sevgilinin kendisine çektirdiği acıyı anlatır. Aynı şekilde, bir din âlimi olan şeyhülislâm, ortak bir edebî anlama gönderme yapan “kadın, şarap, meyhane” mazmunlarını kullanır. Bu kertede, Bilkan ve Çetindağ, din âlimlerinin bahsedilen mazmunlardan yararlanmasının bir çelişki olarak algılanmaması gerektiğini vurgularlar: “Bunları ‘din adamı oldukları halde, şarap ve meyhaneyi övmekten çekinmeyen şairler’ olarak değerlendirerek Osmanlı din adamlarını düzene kafa tutan şairler olarak yorumlamak, Divan şiirinin ve Divan şairinin estetik anlayışını, felsefesini ve üslubunu bilmemekten kaynaklanmaktadır.”

Bilkan ve Çetindağ’ın, her şarap sözcüğünün ilk anlamıyla algılanmaması gerektiği yönündeki uyarılarını Mahmut Erol Kılıç’ın Sûfî ve Şiir adlı kitabında verdiği bir örnekle destekleyebiliriz. Kılıç, sözü edilen kitabında İran’ın eski dinî lideri Humeynî’nin, şiirlerinde şarap sözcüğünü kullandığını dile getirir ve bu bağlamda da şarap mazmunun ilahî aşka gönderme yaptığını vurgular. Fakat unutulmaması gereken nokta, Osmanlı şiirinde şarap ve şarapla birlikte kadın mazmununun literal anlamıyla da kullanılmış olmasıdır. Nitekim Bilkan ve Çetindağ, şarap ve kadın mazmununun, söz konusu olan şeyhülislâm şair olsa da, tek düzlemde okunamayacağını söylerler. Kitabın yazarları, Osmanlı şiirinin sadece tasavvufî (hakikî) aşk düzleminde değil; dünyevî aşk boyutunda da (mecazî) okunması gerektiğini, “anlamın sınırlandırılmaması” kavramsallaştırması ile açıklarlar. Bir başka ifadeyle meyhane, şarap, sevgili mazmunları, “Dünyevî vasıflarıyla birlikte, tasavvufî anlamları da bir arada çağrıştırabilmektedir”. Bu kertede alımlayıcının niteliği önem kazanır. Bilkan ve Çetindağ, Umberto Eco’dan yola çıkarak “metnin niyeti”ni ve “okuyucunun anladığı mana”yı bir arada düşünmenin gerekliliğini vurgularlar. Bunun yanı sıra kitapta şeyhülislâm olup da beşeri aşkı dile getiren şairler hakkında da örnekler veriliyor. Örneğin Meylî mahlasıyla şiirler yazan Zekeriya Efendi, Nedim ve Sünbülzâde Vehbî gibi şairlerde rastlanabilecek bir üslupla beşerî aşkı anlatır (Bu kertede, şeyhülislâm şairlerin şiirlerinin dışında, Osmanlı edebiyatında sevgilinin ve aşkın farklı niteliklerini görmek için Nuran Tezcan’ın “Güzele Bir Şehrengizden Bakış” adlı makalesine bakılabilir).

Kitapta, şeyhülislâm şairlerin üslup ve dil incelemeleriyle birlikte şeyhülislâmlığın tarihsel gelişimiyle ilgili önemli bilgiler de veriliyor. Bilkan ve Çetindağ’dan öğrendiğimize göre, “Osmanlı meşihat tarihinde” ilk şeyhülislâm Molla Şemsüddin-i Fenârî Efendi (1425-1431), son şeyhülislâm ise Medeni Mehmed Nûri Efendi’dir. (1920-1922) Ayrıca 1598′e kadar hayat boyu atanabilen şeyhülislâmlar bu tarihten itibaren azledilmeye başlanmıştır.

Kitabın ‘Giriş’ bölümünden sonra şairlerin biyografilerine ve şiirlerinden örneklere yer veriliyor. Şeyhülislâm şairlerin seçilmiş şiirlerinin kitapta yer alması, kitabın bir güldeste niteliğinde de düşünülebilmesine yol açar. Böylelikle okur, konu edinilen şeyhülislâmların şiirleri hakkında da bir fikir sahibi olma imkanı buluyor. Yazımızı, şeyhülislâmların Osmanlı şiirinde estetik olarak yabana atılmayacak şairler olduğunun altını çizmek için Şeyhülislâm Yahya’nın bir beytiyle bitirelim: “Ders-i ‘aşkın müşkilin Yahyâ nice haleylesin/Söyleyenler kendini bilmez bilenler söylemez”.

Benzer Yazılar

  1. Doğuda Aşk Bir Başkadır – Yusuf Çetindağ
  2. Türkçe Meselesi – Ali Fuat Başgil
  3. Eleştiri Sorumluluğu – Memet Fuat
  4. 27 Mayıs İhtilâli ve Sebepleri – Ali Fuat Başgil
  5. İslam’da Bilim ve Teknik – Fuat Sezgin

kitapzamaniOkunma: 136 http://href.tc/etx2qb Aktiflink Categories: zaman kitap ekiTags:


  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok