Sosyal ve Siyasal Boyutlarıyla Ahi Evren – Mevlana Mücadelesi – Mikail Bayram | Kitap ve Eleştiri Kaynağınız

Sosyal ve Siyasal Boyutlarıyla Ahi Evren – Mevlana Mücadelesi – Mikail Bayram

Pazartesi, 08 Şub 2010
Satış noktaları: Kitapyurdu.com, Kidap.com.tr ve NetKitap.com

Yazan: rüştü hacıoğlu
Yazı kaynağı: Cemaat.com

Altı bölümden meydana gelen eserin en can alıcı özelliği halk dilinde Nasrettin Hoca olarak bilinen nüktedan şahsiyetle Ahi Evren olarak tanınan Ahi Teşkilatı’nın kurucusu Hace Nasirüd’-din Mahmud’un aynı kişiler olduğunu tespit etmiş olmasıdır. Bu tespitin ispatı amacıyla, yazma eserler ve bugüne değin yapılmış çalışmalar içinde zorlu bir arkeolojik çalışmaya girişen yazar, bilinen bir şahsiyetin gizlenmiş yâda unutturulmaya çalışılmış kimliğiyle birlikte, bunun nedenlerine ilişkin sunduğu bilgilerle sadece bir şahsiyeti tarihin tozlu raflarından çıkarmakla kalmıyor, bilincimizi yaralayan tarumar edilmiş tarih algısının üzerini örttüğü sosyal ve siyasal vakıayı ortaya koymak suretiyle, bu topraklarla öyle yada böyle ilişkisi olan herkesin kimliklerine yapacakları yolculuğa ışık tutacak bilgileri gün yüzüne çıkarmayı başarıyor.

Anadolu kilise süslemeciliği olarak gözümüze çarpan, kutsal(!) şahsiyetlerin başlarına geçirilmiş haleler içinde resmedilmiş ikonlarının öncesinde “sadece insan” oluşları gerçeğini nasıl unutmuşsak; Anadolu dergâhlarının öncülerini de, kutsal(!) halelere bürüyüp iktidara kurban etmeyi, eski tapınak dinlerinin sunaklarında insan kurban etme ayinlerinin bir devamı olarak yaşatıp, “insana ihanet” in mücessem örneklerini iktidar halesinin büyülü ışıltısı altında duyumsayamaz olmuşumuzu da yüzümüze vurmaktadır yazar; çalışmasının ardından kurulan engizisyon darağaçlarını da işaret ederek: “…Osmanlı uleması Mevlana ile Ahi Evren arasındaki muhalefeti biliyorlardı. Fakat bu iki mübarek zat arasında cereyan eden, senin anlattığın o hoş olmayan hadiselerin halktan ve efkarı umumiyeden gizli kalmasını ve onlar arasında geçen mücadele ile ilgilenmemeleri için bunu örtmeye çalıştılar. Sen ise bunun aksini yapıyorsun…” s. 253

Bilinen iki şahsiyetin mücadelesi üzerinden, kadim bir çatışmanın “hak-batıl” çatışmasının Anadolu’daki izlerini süren yazar, ” Afakîlik ve Enfüsilik Mücadelesi ” s.132 alt başlığında ele aldığı tasavvufun bilgi edinme yöntemi seyr-i sulük ( ruhani yolculuk ) ‘un birbirinin karşıtı iki yorumunu da analiz etme fırsatı sunuyor okuyucuya. Halk’tan yana bir okuma olarak Ahi Teşkilatlanmasını mümkün kılan, hayata müdahil ve zulmün karşısında direnmeyi şiar edinmiş, emeği bir asıl olarak felsefesinin merkezine yerleştirmiş, iktidarla ilişkisini adalet üzerinden tanımlayan “seyr-i sulük afaki” düşüncesi ile Ahi Evren Hace Nasuri’d-din’ e karşı; iktidar gücü’nün pırıltılı halesinden tanrısal(!) bir lezzet devşirmek uğruna “kiminle!” sorusunu dahi akla getirmeksizin yada ne önemi var: “Allah gücü kime vermişse biz o’na itaati vacip görürüz ” düşüncesiyle, afakta kime ne olduğundan ziyade, enfüs’ün arşı ala’daki (!) pozisyonunu kollayıp gözetmenin iktidarlara “kul-tebaa” yaratmadaki işlevselliğini de ispatlamış bir paradigma olarak “Mevlevilik” üst başlığı altında, “seyr-i sulük enfüs” fikri, iktidar kurmayı mümkün kılan bir felsefenin merkezi olarak Mevlana Celaleddin Rumi ile arz-ı endam etmiştir.

Daha Türkçe bir ifadeyle, bilgiyi, Kuran’dan alıp nefsinde ve yaşadığı çevrede (afak) hayata taşıma gayretindeki Ahi Tasavvufu; ki, Mutezilenin Anadolu şubesi dedim ben buna kitabı okuyunca. Bunu da, Selçuklu Anadolu’sunda Moğol istilasına karşı gösterdikleri şanlı direniş ve Osmanlı Anadolu’sunda “celali” sıfatı ile bedelini ödedikleri bir adalet mücadelesiyle ispatlamışlardır.

Buna mukabil, bilgiyi yeniden kaynağından(!) alıp: “Bu Mesnevi kitabıdır. O Allah’a kavuşma ve onun hakkında kesin bilgiye ulaşma sırlarını açan dinin aslının aslının aslıdır. O Yüce Allah’a dair bilgi veren ve Allah’ın yolunu aydınlatan ve O’nun varlığının en açık belgesidir. Onun (Mesnevi’nin) nuru içinde kandil bulunan bir oyuktan yayılan ışığa benzer. Sabah aydınlıklarından daha aydınlatıcıdır. Bu kitap, yeşillikleri ve pınarları bulunan cennetlerin cennetidir. O cennette öğle bir göze var ki, oraya yönelenler ona sel sebil derler, ermişler ve keramet sahipleri ise oraya en hayırlı ve en üstün makam derler. Mutluluğa ermişler orda yer ve içerler, hürler orada diledikleri gibi yaşarlar. Bu kitap Mısır’daki Nil nehri gibidir. Sabredenlere şarap, Fir’avn ailesine ve inançsızlara sıkıntı kaynağıdır. Cenab-ı Allah’ın Kur’an-ı Kerim hakkında buyurduğu gibi Mesnevi ile niceleri sapıklığa sapar, niceleri hidayete erer. Çünkü o kalplere şifa, üzüntülere cila, Kur’an’ı açıklayan, rızkı bollaştıran, ahlakı güzelleştirendir. Melekler, ona sadece temiz olanların dokunmasını sağlarlar. Alemlerin Rabbi’nden indirilmiştir. Önünden ve arkasından batıl ona yanaşamaz. Çünkü Allah tarafından korunmaya alınmıştır. Allah en iyi koruyucudur.” (s.84–85 ) iktidarların hizmetinde yorumlayarak tebaa üretim ve itaat mekanizmasını en az Hint kast sistemi kadar mümkün kılan (zihniyet arka plan akrabalığından), imparatorluk inşa edebilme kabiliyetinin en önemli örneklerini meydana getirmiş, günümüze değin süregelen “neokalenderilik” olarak da vasfedilebilecek Mevlevilik.

Ahi Evren Hace Nasuri’d-din’in, Fahru’d-din Razi’nin öğrencisi olduğu da göz önüne alındığında, Anadolu’da kimlerin hangi mücadelenin devamcısı olduğunun izlerini sürmek de mümkündür.

Kitap okuyanlar, kadar, okumaktan hoşlanmayıp, sıkılanların dahi bitirmeden bir kenara bırakamayacakları kitabın en önemli açmazı; bu söylenenleri düşünmesi, anlaması, itiraz etmesi… umulan okul hastane tamirhane tersane ve dahi bürokratik oligarşinin kalp atışlarının tutulduğu modern medreselerde, “istemezük” dışında da sesler çıkarabilen bir türün varlığından duyulan şüphedir… Ayrıca kitap, mesnevi tefsirlerinde kullanılması elzem bir temel kaynak vasfı da kazanmıştır. Mesnevilerin “hale”siz okumaları için elbette…

Tanıtım yazısını Şeriati, Soljenitsin, Orwel… anısına ve Mikail Bayram’ın bir Ahi sabrı ve inceliğiyle ortaya koyduğu emeğine saygı adına dikkatinize sunmak istiyorum insanlık… Nam-ı kaldıysa şayet.

Sosyal ve Siyasal Boyutlarıyla Ahi Evren-Mevlana Mücadelesi, Mikail Bayram, 2005, Konya

13/10/2009

Benzer Yazılar

  1. Tarihin Işığında Nasreddin Hoca ve Ahi Evren – Mikail Bayram
  2. Osmanlı Aydınları ve Sosyal Darwinizm – Atila Doğan
  3. Bediüzzaman Ve Talebelerinin Hukuk Mücadelesi – Rahmi Erdem
  4. Fîhi Mâ Fîh – Mevlana Celaleddin Rumi
  5. Mevlana Işığında Düşünce Yönetimi – Oğuz Saygın

cemaathttp://href.tc/0bkm4k Aktiflink Categories: cemaat.com yazılarıTags:

FacebookTwitterRSS FeedfriendfeedDeliciousDiggTechnoratiStumbleUpon
Yazıya Link Vermek İçin Lütfen Tıklayınız:

  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok