Kaynak: (Tanıtım Bülteni)
Yasak yüzünden acı çeken, kalbi kırılan, haksızlığa uğrayan başörtülü hanımların yaşadıklarına ortak olmak ister misiniz! Daha çok politik bir cepheden tartışılan başörtüsü meselesinin insani boyutuyla yüzleşmeye ne dersiniz!
Henüz Özgür Olmadık kitabı Söz konusu özgürlükse hiçbir şey teferruat değildir bildirisiyle başlayan sürecin bir meyvesi. Kitap, başörtüsü yasağıyla dertlenen kadınların derdine sizi de ortak edebilmeyi amaçlıyor. 4 bölümden oluşan kitap bu amaca uygun olarak bir mektup formatında kaleme alındı.
İlk bölümde başörtüsü yasağına maruz kalan kadınların hayatlarından kısa hikâyeler bulacaksınız. Kişisel tanıklıklar üzerinden giden bu kısım başörtüsü yasağının acıtıcılığının daha da iyi anlaşılmasını sağlıyor.
İkinci bölümde yasak süresince, kalıp söylemlere dönüşmüş yargılar</em>ın yol açtığı akıl tutulmasına farklı perspektiflerden açılım getirmeyi amaçlayan teorik bir yazı ve bildirinin ilk duyulduğu günlerde üç gün art arda yayınlanan ve çok ses getiren Taraf Gazetesi’nin bu kitabın yazarlarıyla yaptığı röportaj var.
Üçüncü bölümde genelde ötekisi olarak tanımlanan kimlik kategorilerine haiz olan kişilerin başörtülü kadınlar ve yasak bağlamındaki duygularını, çelişkilerini, deneyimlerini aktardıkları yazılar bulacaksınız.
Son bölümde ise başörtülü kadınların sık sık yaptığı üzere kendi aralarında kâh gülüp kâh ağlayarak yaptıkları dertleşmelerinden küçük bir örnek göreceksiniz.
Köşe yazarları ne dedi!
Yeni söz hem Türk usulü modernizmin totaliterliğine, hem de sadece kendine bakan geleneksel-ataerkil cemaatlerin totaliterliğine karşı direnenlerden çıkıyor. Bu memleketteki gerçek özgürlük mücadelesine yepyeni bir soluk getiren başörtülü kadınlardan geliyor bu yeni düşünce… Toplum onlar sayesinde, onların yeni kelimeleri sayesinde kendini, geçmişi ve bugünü daha iyi anlıyor; geleceğe daha güvenle ve umutla bakıyor.
Ferhat Kentel
Haklarında hemen herkesin bir şeyler söylediği başörtülü öğrenciler öyle bir bildiriye imza attılar ki, şapka çıkartmamak imkânsız. Bugünlerin pek tutulan jargonuyla söylersek, yıllardır konuşmaya doyamadığımız mesele İşte budur!
Kürşat Bumin
Kendileriyle birlikte bütün toplumun özgürleşmesini savunan 600 başörtülü kadına bu umudumu boşa çıkarmadıkları için özel olarak da bir teşekkür borçluyum galiba…
Gülay Göktürk
İşte budur! Artık özgürlüğün ne olup olmadığını doğru düzgün tartışmak için bu bildiri yoluyla bir temel ortaya konulmuştur. Buradan başlayabiliriz!
Haşmet Babaoğlu
Ben bu sese kulağımı ve yüreğimi açıp birlikte ortak nokta bulma arayışına çıkarım. Bir tane Türkiye var. Onun da sahibi ne bir kişi ne de bir grup. Türkiye bizim. Birlik olmak zorunda değiliz ama bir arada yaşamak için, hepimizin rahat edeceği bir noktada buluşmaya mecburuz.
Ferai Tınç
Bu konuda, bana kalırsa son sözü söyleyenler, imzaya açılmış bir metinle karanlık görünen geleceğimize güçlü bir ışık olan bir grup başörtülü kadın oldu. Onların metnini, ola ki ulaşamadıysanız, birlikte okuyalım istiyorum. Derin bir soluklanıp yeniden başlayabilmek için…
Yıldırım Türker
Biz henüz özgür olmadık başlıklı bildiriye tek kelimeyle şapka çıkarmak gerek. Bu türbanlı hanımların biz sadece kendimiz değil, bu toplumdaki herkes için özgürlük istiyoruz demesi, Türkiye’deki bir dizi ezberi bozan çok önemli bir mesaj.
Mustafa Akyol
Bu bildiri benim indimde bir milattır. Zira gerçek özgürlüğün peşinde olanlar için başı açık özgürlük başı kapalı özgürlük diye bir ayrımın olmadığını gösterdi bana.
Tuğçe Baran
Yazarlar
Neslihan Akbulut
1982′de İstanbul’da doğdu. İmam-hatip lisesinde okurken 28 Şubat süreci başladı. Okuldan bir kaç soruşturmayla mezun olmayı başardı. Başörtülü olarak girilebilen son üniversite sınavına girerek başörtüsü sorununun henüz ulaşmadığı Bilgi Üniversitesi’nin Sosyoloji Bölümü’ne kayıt yaptırabildi. Üniversitede okurken yasakla ikinci defa karşılaştı. Aynı bölümde lisansını tamamladıktan sonra İsveç’e giderek yüksek lisans yaptı. Halen doktora çalışmalarına başörtülü olarak başlamanın yollarını arıyor. Şimdilerde yasak ile mücadelesini Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği’yle birlikte sürdürmektedir.
Hilal Kaplan
Ailenin asi kızı olan Hilal, 1982 yılında sıcak bir Ağustos günü dünyaya geldi. Çalkantılı bir ergenlik ve başarılı bir eğitim sürecinden sonra lisansını Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde tamamladı. Şimdilerde, Boğaziçi Sosyoloji Bölümü öğrencisi olarak, çetin bir ders dönemi sonrası tezini tamamlamaya çalışıyor. Sivil toplumla organik bir bağı olmasa da hak olanı savunduğunu düşündüğü herkesle her yerde ortaklaşmaya çalışıyor. Halen annesinin soyadını kullanıyor olsa da aslında evlidir.
Havva Yılmaz
1986 İstanbul doğumlu. Yabancı dil ağırlıklı bir okulda okurken, lise ikinci sınıfta örtünmeye karar verdi. Böylece kalan iki yılını yeni örttüğü başını açmadan sınavlarına girebildiği açık öğretim lisesinde tamamladı. ÖSS sınavına yine başı açıklık şartı arandığı için girmedi. Dolayısıyla üniversiteye de devam edemedi. Halen aktivist kişiliği ile önce yasağı kaldırmayı, sonra üniversiteye gitmeyi planlıyor.