Tarihin Sarıkamış Duruşması – Ramazan Balcı

Sarıkamış’ta ne olmuştu!
Yazan: AHMET DOĞRU
Yazı Kaynağı: Kitap Zamanı
Sarıkamış denilince, zihinlerimizde çocukluk günlerimizin masal dünyalarından bir manzara canlanır: Verilen ani ve yersiz emirle Moskof üzerine yürüyen Osmanlı askerleri, Kafkas dağlarından gelen şiddetli soğukla donmuştur.
Sırtlarında kaput, başlarında kabalak, ellerinde çapraz tuttukları süngülü çakaralmaz mavzerler, hafif öne eğik hücum vaziyetinde, bölük bölük, saflarını bozmadan bir anda kaskatı kesilmiştir tam 90 bin Mehmetçik. Ve hâlâ, Çin’e adını veren İmparator Çin Şhi Huang’ın 2 bin 200 yıllık uykusunun ardından 1974 yılında keşfedilen 8 bin toprak askeri gibi, Allahüekber dağlarının o gün bugündür erimeyen karları altında, dimdik ayakta beklemektedirler. Dr. Ramazan Balcı’nın ‘Tarihin Sarıkamış Duruşması’ isimli kitabını okuduğunuz da ise Sarıkamış faciasının, çoğumuzun zihinlerinde uyandığı gibi yarı efsanevi bir facia olmadığını, sebep ve sonuçlarıyla belirli bir zaman diliminde gerçekleşmiş gerçek bir olay olduğunu anlıyorsunuz.
Doğu’da Rusya’nın sınırı geçerek Erzurum’u tehdit etmesiyle birlikte, Osmanlı Devleti için Birinci Dünya Savaşı’na girmesinin ardından ilk cephe açılmış oldu. Hem harbe parlak bir başlangıç yapmak hem de sınırlarını güvence altına almak isteyen Osmanlı Genelkurmayı, Doğu harekâtına karar verdi. Ancak devletin o günlerdeki gücü böyle bir hakekâtı başarıyla sonuçlandırmak için yeterli değildi. Buna savaşın idari hataları da eklenince felaket kaçınılmaz oldu. Ne var ki Birinci Dünya Savaşı’nın bu acıklı olayı hiçbir zaman olduğu gibi anlatılmadı kamuoyuna. Ne verilen kayıplar, ne yaşanan yenilgiler İstanbul’daki hükümete aksettirilmedi. Savaşın ilk günlerinde genelkurmay kaynakları payitahta zafer haberlerini ulaştırdı, daha sonra haberler tamamen kesildi. Müthiş bir sansür sonucu hiç kimse, hatta devlet idarecileri bile Doğu cephesinden haber alamadı. Yenilgiyle sonuçlanan harekâtın komutanlarına başarılarından dolayı madalya bile verildi.
Ve devir değişti; Enver Paşa, eski devrin sorumlusu olarak Rusya’ya kaçtı. Ankara’da ise yeni bir devlet ortaya çıkmaktaydı. Bu sırada, Enver Paşa’nın Rusya’dan Anadolu’ya geçeceği, beraberinde de komünizmi getireceği fısıltıları dolaşmaya başladı. Tedbir olarak, Paşa hakkında propaganda faaliyetlerine girişildi. Bu konudaki en önemli malzeme ‘Sarıkamış’tı. Sarıkamış felaketi sonuçta gün yüzüne çıkmıştı, ama bu kez de ifrat halinde. Abartılı bilgiler en fazla zayiat konusunda kendisini gösteriyordu. Rus birliklerinin savaş meydanında defnettiği Türk askeri sayısı 23 bindi. Yani ’90 bin askerin tek kurşun atmadan Allahüekber dağlarında donduğu’ bilgisi doğru değildi. Tabii 23 bin, toplam şehit sayısı değil. Yani savaş meydanı haricinde ya da esir iken şehit düşen Mehmetçikler, bu sayının içinde bulunmuyor.
Ölümlerin çoğu, askeri kırıp geçiren tifüs salgını dolayısıyla gerçekleşti. Hasta ya da yaralı askerler nakil vasıtası olmadığı için yüzlerce, bazen bin küsur kilometrelik yolu yayan yürüyerek köyüne ulaştığında -eğer yolda can vermezse- mikrobu oraya da ulaştırıyordu. Cepheye yakın Doğu illeri başta olmak üzere bütün ülkede açlık ve yokluk hüküm sürmekteydi. Askerin iaşesini karşılamak için, halkın elinde bulunan gıda maddelerinden karnını doyurabilecekleri miktar bırakılıp, fazlasına el konulmuştu. Tüccarların elinde gıda maddesi kalmadığı için ticari faaliyetler de sona ermişti. Ordunun hali zaten haraptı. Eksi 35 derecede savaşan Mehmetçiklerin üzerinde doğru düzgün kıyafet olmadığı için her evden ‘kış hediyesi’ adı altında bir pamuklu mintan, bir çift eldiven, bir çift çorap ve bir yün kuşak toplandı. Bu şartlar altında gerçekleştirilen harekât, bazı idari hatalar olmasaydı yine de başarıyla sonuçlanabilecekti, ama olmadı. Ölen öldü, kalan kaldı. Esir edilen Türk askerleri romanlara konu olacak vahşet sahneleri içerisinde sevk edildikleri yerlerde şehadet şerbetini içti. Sadece askerler mi! Ermenilerin ve Rus Kazaklarının Kars, Ardahan, Artvin civarında öldürdükleri Müslüman erkeklerin sayısı da 30 bin civarındaydı.
Ramazan Balcı, ‘Tarihin Sarıkamış Duruşması’nda yaşanan bu acı olayın ifrat ve tefrit örtüleri altında gizlenen gerçeklerini ayrıntısıyla anlatıyor. Savaşın sonucu hakkında ise şu ilginç değerlendirmede bulunuyor: “Sarıkamış harekâtı bir yönüyle ne zor şartlarda bile vatanı için neler yapabileceğini gösteren üstün bir feragat destanıdır. Rusya ve Almanya gibi ülkelerin öncelikle savaşın getirdiği sıkıntılardan bunalan halkın isyankâr tutumları yüzünden savaşı kaybettikleri ya da bırakmak zorunda kaldıkları, buna karşılık Türk halkının çok zor geçen dört yıldan sonra bir de Kurtuluş Savaşı’nın zorluklarını göğüslediği düşünülecek olursa, halkın bu fedakârlığının adeta destanlaştığı kabul edilmelidir.”
Benzer Yazılar
- Mgk ve Demokrasi: Hukuk, Ordu, Siyaset – Muharrem Balcı
- Diyarbakır’da Hoyrat İstanbul’da Martı Sesleri – Hatice Sarıkamış Tıktık
- Tarihin Işığında – İlber Ortaylı
- Yakın Tarihin İzinde – Ahmet Özcan
- Ramazan Yazıları – Mustafa İslamoğlu
Okunma: 172 http://href.tc/xai07j Aktiflink Categories: zaman kitap eki10236
