Yunan Antologyası ve Latin Ozanlarından Çeviriler – Oktay Rifat

Yazan:Emine Gürbüz
Yazı Kaynağı:Düşle Edebiyat Dergisi
O suyu kirletmeye kıçın yetmez.
Kafanı daldır, Zoilus, kafanı.
“Yunan Antologyası” 1964 yılında, “Latin Ozanlarından Çeviriler” 1963 yılında iki ayrı kitap olarak basılmış. Adam Yayınları bu iki kitabı tek bir kitap şeklinde bir araya getirerek okuyucuya kolaylık sağlamış. Batı Şiiri’nin kaynağını inceleme olanağı sunan eser Oktay Rifat seçiminin ve çevirisinin de etkisiyle Batı Şiiri’nin kökenine inme şansınızı yükseltiyor.
Kitabın ilk bölümü ‘Yunan Antologyası Üstüne’ de antologyaların kökeni ve epigramma üzerine genel bir bilgi verilmiş, bununla birlikte İsa’dan önce 1. yüzyılla İsa’dan sonra 14. yüzyıl arasında yayımlanan antologyalar da sıralanmış. Ayrıca burada Yunan Antologyası’nın on altıya ayrıldığı belirtilerek bu bölümlerin bir listesine de yer verilmiş. Kitabın içindeki çevirilerin hangi bölümlere ait olduğu da yine bu bölümde belirtilmiş…
Oktay Rifat’tın kitapta yaptığı çeviriler Yunan Antologyası’nın 5, 7 ve 9 sayılı bölümlerinden alınmış. Yani; Aşk Epigrammaları, Ölüm Epigrammaları ve Tasvir Epigrammaları. Yunan isimlerinin yazılışı okunuşlarına göre düzenlenmiştir, ayrıca şiirlerin Antologya’daki sayıları da şiirlerin başına eklenmiştir.
Üç bölümde ele alınan kitabın Aşk Epigrammaları bölümünde Filodemos, Asklepiades, Rufinus, Dionisios, Krinagoras, Mekius, Meleagros, Posidippos; Mabeyinci Pavlos’un epigrammalarına yer verilmiş. Posidippos’un Gelen isimli epigramması ve Rufinus’sun Mezar isimli epigramması bunlardan yalnızca ikisi:
213. GELEN
Gidiyorum, Pitias yalnız değilse;
Yalnızsa, Zeus aşkına çağır gelsin!
Aşkla yüreklenmiş, yollara düşmüş, de!
Sarhoş, mutsuz, bitkin.
21. MEZAR
“İhtiyarlıyoruz” demez miydim sana!
“Yüz göz buruşur, sevişenler ayrılır!”
Demez miydim! Al işte geldi o günler!
İşte ağardı saçlarımız, kocadık.
Nerde ağzının o eski güzelliği!
Hani türlü diller döken aşıkların!
Bir mezar gibisin sen artık, bakmadan
Geçip gidiyoruz, kibirlim, önünden.
Ölüm Epigrammaları bölümünde Mabeyinci Pavlos, Saydalı Antipatros, Onestes, Menandros, Kallimakos, Diotimos, Simonides, Mnasalkes, Timnes, Hegesippos, Anite’nin epigrammalarına yer verilmiş. Kallimakos’un Denizin Attığı Ölü ve Mabeyinci Pavlos’un Homeros için adlı epigramması dikkat çekici özelliklere sahip.
4. HOMEROS İÇİN
Şurada kıyıda, kayanın üstünde,
Usta ve bilgin sözcüsü Musa’ların,
Tanrısal Homeros yatıyor, yabancı.
Üç karışlık toprağına bu adacık,
Koca ozanı nasıl sığdırmış, deme!
Delos da avuç içi gibiydi ama,
Yüce bir tanrıyı basmıştı bağrına.
277. DENİZİN ATTIĞI ÖLÜ
Dalgalar savurmuş, kim bilir kimin nesi!
Leontikos buldu ölüsünü kumsalda.
Bu mezarı kazarken kendine ağladı.
Kolay m,ı gece gündüz kuşkuda zavallı:
Martı gibi denizlerde dolaşır o da.
Tasvir Epigrammalar bölümündeyse Saydalı Antipatros, Siraguzalı Teokritos, Makedonyalı Antipatros, Alfeios ve Platon’un epigrammalarına yer verilmiş. Platon’un Pan Tanrı Kaval Çalıyor isimli epigramması yanındaki soru işaretine rağmen merak uyandırıyor.
823. PAN TANRI KAVAL ÇALIYOR
Melemesin gebe koyun, sular akmasın!
Çıt çıkmasın kuytu kovuktan!
Halaya kalktı orman ve su Nimfa’ları;
Dağı taşı çın çın öttüren,
Yedi kamışlı kavalını çalıyor Pan.
Oktay Rifat’ın çevirileriyle özünü kaybetmeyen epigrammaları inceledikçe şiiri daha iyi anlayıp yorumlayabileceğinize ve bakış açınızın pencerelerini genişletebileceğinize inanıyorum. ‘Latin Ozanlarından Çeviriler’ bölümü yine aynı titizlik ve anlaşılırlıkla sunulmuş. Bölümün başında ‘Latin Ozanlarından Çeviriler Üstüne’ isimli bir giriş yapılarak şiirlerin daha net anlaşılmasını sağlayacak açıklamalarda bulunmuş Oktay Rifat. Latin Şiiri’nin özelliklerini kısaca özetleyen bu bölümde eleştiriler de dikkat çekiyor. Bunlar biri de özel isimlerin fazlalığı üzerine yapılan eleştiri. Oktay Rifat bu bölümde Latin ozanların uyak düşürmemeye dikkat etmelerini göz önüne alarak uyak düşürmekten kaçınması şiirlerin özüne nasıl bağlı kaldığının açık bir kanıtı olarak çıkıyor karşımıza. Ancak, Rifat Horatius’u çevirirken bu konuda biraz zorlandığını da belirtmeden geçmemiş. Katullus, Vergilius, Horatius ve Martialis gibi ozanların çevirilerinin yer aldığı kitapta bu yüzden Horatius şiirleri benim ilgimi daha çok üzerine topladı. Özellikle ‘Alınyazısı’ isimli şiiri:
ALINYAZISI
Günahtır alınyazısını kurcalamak,
Yıldız fallarına güvenmek, Lekonoe;
Başa ne gelirse katlanmak, en iyisi.
Kayaları kemiriyor Tiren denizi;
Belki yer yüzünde bu sonuncu kışımız,
Belki yaşanacak yıllar var önümüzde;
Bilgeliği elden komamak, en iyisi.
Mademki sonumuz ölüm şarabını süz,
Uzak umutlara bel bağlamaya gelmez;
Konuşurken bile ömürden eksiliyor,
İnan ki gününü gün etmek, en iyisi.
Türk şiirine büyük katkıları olan Garip’in garip şairi Oktay Rifat’ın bizi Batı Şiiri’ne bir adım daha yaklaştıracak bu eserinin mutlaka kütüphanenizde bulundurmanız gerektiğini düşünüyorum. Böylelikle açılması zor kapılardan birinin anahtarına sahip olmuş da olacaksınız.
Kitap: Yunan Antologyası ve Latin Ozanlarından Çeviriler
Yazar/Çeviri: Oktay Rifat
Yayın: Adam Yayınları Birinci Basım Aralık 1986
Basım: Aralık 1986 (1. Basım)
Sayfa: 95 s.
Benzer Yazılar
- Yirmi Kur’a Nafıa Askerleri – Rıfat N. Bali
- Suskunlar – İhsan Oktay Anar
- Suskunlar – İhsan Oktay Anar
- Suskunlar – İhsan Oktay Anar
- Puslu Kıtalar Atlası – İhsan Oktay Anar
http://href.tc/ds1l3m Aktiflink Categories: düşle edebiyat dergisi55452









